• Advertisement

müzik öğretmenleri 4. ve 5. sınıflarada mı girecek?

Sadece ilköğretimi ilgilendiren konular.

müzik öğretmenleri 4. ve 5. sınıflarada mı girecek?

Mesajgönderen serra » 22 Kas Sal, 20:57

Bizim akıbetimizin ne olacağını lütfen biri bana söylesin.Müzik öğretmenleri okullarda üvey evlat muamelesi görüyor. Koro ve müzik deyince idarecilerin çoğunun tüyleri diken diken oluyor. Ellerinden gelse müzik dersini ortadan temelli kaldıracaklar herhalde. ..Beş senedir başıma gelmeyen kalmadı.Artık ilköğretimde çalışmaktan nefret ediyorum.! :cry:
SERRA.
Kullanıcı avatarı
serra
 
Mesajlar: 17
Kayıt: 19 Kas Cmt, 23:02
Konum: GAZİANTEP

Mesajgönderen serra » 22 Kas Sal, 20:59

Bu arada hepinizin öğretmenler günü kutlu olsun.
SERRA.
Kullanıcı avatarı
serra
 
Mesajlar: 17
Kayıt: 19 Kas Cmt, 23:02
Konum: GAZİANTEP

Genç Öğretmen'e!

Mesajgönderen Semra Fayez » 29 Kas Sal, 19:52

Genç Öğretmen!

Müşkül işler, her yerde karşılaşılan realitelerdir. İş görmenin birinci koşulu paniğe kapılmamaktır. Zorlukları ,iyi şeyler kadar doğal görmeli.
-İyiyi ne kadar doğal karşılıyorsak, bütün önlemleri aldıktan sonra çıkabilen olumsuz ya da kötü olayları da o kadar doğal görmeliyiz.
-Gençler “Hayatı Yeneceğim” ilkesiyle yola çıkmalıdır. Bu davayı kötümser görmek için, sayılamıyacak kadar çok kanıtlar bulunabilir. Bizim görevimiz , böyle sebepler aramak değil, tam tersini yapmaktır

Hazineye sahip olmak değil, onu kullanabilmek hünerdir.
-Söylemek,yazmak, konferans vermek gibi çalışmaların hiçbiri,yapmanın yerine geçemez ve onun kadar kuvvetli olamaz.
-Biz bildiğini yapan insanlardan yeni bir toplum yaratmak için tarlaya tohum saçıyoruz. Bunlar yetişince şunlar olacak: Yapamayacağı bilgiye güvenenler , onu topluma en yüksekten satanlar, çürük bilgilerine güvenerek toplumdan herşeyi isteyip asla doymayanlar; tüm saygınlıklarını yitirecekler. Yapamayanların, yalnızca vaaz edenlerin yerine, yapabilenler gelecek.
-Köy öğretmeni!.. Devleti sağılan inek sayan, onu sürekli sömürmek isteyen zihniyetten uzak duracaksın. Sizin yazgınız, kendileriyle omuz omuza görev yaptığın köylülerinki ile bir olmalı. . Diplomaya güvenir, ona dayanarak yaşama yolunu tutarsanız, aldanmış olursunuz.

-Genel olarak iyilik öyle bir silahtır ki bununla fethedilmeyecek kale yoktur. İyilik görenler birer ikişer bunu yapanın çevresinde toplanmaya başlar ve bir güç oluştururlar.
-Bir yöneticinin görevi; elemanlarını içten ve istekle ve taparcasına çalışmaya sevk etmektir. Bu da emir vermekle olmaz. İnsanları iç dünyalarından yakalamak ve kutsal bilinen gayeye doğru sürüklemek lazımdır.
-Klasik yöntemleri kırarak, yeni işe göre yeni yöntemler bulmalı, kafayı bir motor gibi işletmelidir. Hayatta yeni olanaklar yaratmanın birinci koşulu, düşünmektir. Başkalarından üstün düşünmek, onları istenilen noktaya yöneltmeyi sağlar.
-Ne kadar çok çalışırsanız tek amacınız; zekanızı, mantığınızı işletmeniz olmalı. Elinizden çıkacak her iş önce kafanızdan çıkmalı. Okuyup öğrendiğiniz bilimler , buna hizmet etmeli.
-Sorun bilinçli çalışmaktır.
-Bulunduğu bölgenin nüfusunu , eğitim durumunu, yapılan masrafları bilmeyen, bunları ülke ölçeğinde değerlendiremeyen bire öğretmen, havada çalışıyor demektir. Ana ilkelere ve görüşlere ulaşmamıştır. Dolayısıyla işini anlamlandıramaz, değerlendiremez. Siz bu durumda olmamalısınız.

-Öğretmenlikte başarı sabırla ve sürekli çalışmayla elde edilir. Ani başarılar hem pek azdır, hem de tesadüflerin getirdiği başarılardır. Alınteriyle kazanılacak başarıların peşine düşmeli.

-İşleri hatıra ve gönüle bakmaksızın olduğu gibi görmek ve yürütmek en doğru yoldur. Görevini iyi yapmayanlar korunmamalı, kusurları gizlenmemelidir.
-Bir öğrenim kurumu; öğrencilere kendi kendilerini idare etmeyi öğretmeli, kitap okuma alışkanlığı kazandırmalı, öğrencileri birer şahsiyet haline getirmelidir.
-Köyünde okul olmayan köylünün gözleri açıktır. Fakat o kendine yararlı olanı göremez, kulakları duyar ama işitemez.
-Yapmacık aydınla köye girilmez.
-Genç öğretmen !... Tembellere,işsizlere yuva olan yerlerden kaç. İşine taparcasına bağlan. Gün gelecek , senin elinle yoğrulanlar da tıpkı senin gibi işine severek sarılacaktır.



İ. H.Tonguç Mektuplarından.
FAYEZ
Kullanıcı avatarı
Semra Fayez
 
Mesajlar: 95
Kayıt: 05 Haz Pzr, 23:25
Konum: Ankara

Mesajgönderen serra » 30 Kas Çrş, 21:43

hocam. çok teşekkür ederim.Bana yol gösterdiğiniz için... :o
SERRA.
Kullanıcı avatarı
serra
 
Mesajlar: 17
Kayıt: 19 Kas Cmt, 23:02
Konum: GAZİANTEP

Mesajgönderen mahiye » 10 Haz Cmt, 23:21

Serracık, merhaba.
Kıbrıs'ta 120 müzik öğretmenine bir hafta seminer verdim, yeni döndüm ve sitede ilk senin mektubunu açtım.
Kıbrıs'taki müzik öğretmenleri de bilmiyordu ilköğretimden müzik derslerinin kaldırılacağını. Liselerde bizdeki gibi bu yıl seçmeli olmuş ama mevcut müzik öğretmenleri zarar görmesin diye yine dersleri devam ettirmişler.
Seminer sonunda tüm öğretmenler benim yanımda kendi milli eğitim bakanlarından söz aldılar müzik derslerinin kaldırılmaması için.
Ancak, bizdeki süreç aynen orda da geçerlidir.

Bir daha anlatayım: İLKÖĞRETİM PROGRAMININ İŞİ BİTMİŞ VE BUNA UYGUN ÖĞRETMEN YETİŞTİRME AŞAMASINA GEÇİLMİŞTİR, PAS YÖK' TEDİR.
YANİ SIRA EĞİTİM FAKÜLTELERİNDE PROGRAM DEĞİŞİKLİĞİNE GELMİŞTİR. BU NE DEMEKTİR?
ÇALGICI ÖĞRETMENLER SERTİFİKASIYLA MEZUN VERECEK OLAN Güzel Sanatlar Fakülteleri DÖNEMİ BAŞLAMAKTADIR ki bu, adı fakülte ama mezunları tayin edilmeyen sözde müzik/çalgı öğretmeni demektir.

Giriniz Gazi Eğitim Fakültesi sitesine, görünüz Güzel Sanatlar Ana Bilim Dalı var ve yeni konulmuş toplam 5 öğretmeni olan bir de Müzik Öğretmenliği bölümü var. Bu yeni bölümün programını da Salih aydoğan ile Selmin Tufan YÖK'e giderek orda yazıyorlar.

Yani YÖK Dünya Bankası Dairesi bizi bitirecek olan işleri bizim arkadaşlarımıza şu anda yaptırmaktadır ve üstelik hazin olan arkadaşlarımız da neye hizmet ettiklerini bilmemektedirler.

Dönelim Kıbrıs'a, orda da Doğu Akdeniz Üniversitesinde yarı özel dedikleri Güzel Sanatlar Fakültesi açılmış, bana orada çalışmayı teklif ettiler, HAYIR dedim. Üstelik orda maaşlar dolarla ve çok yüksek.
Neden hayır dedim; çünkü müzik öğretmenliğini ve müzik dersini bitirecek olan bir okula katkı vermek bana ardır.
Çünkü ben SOSYAL DEVLETİ ve sosyal eğitim politikalarını savunuyorum, yani parası olan çalgı dersi alırsa tüm öğrenciler müzik dersi alamayacak demektir ve ben buna, PİYASACI bireyci EĞİTİM MODELİNE, katkı veremezdim.
Onca kitabımı grup pedagojisine göre (doğrusu bu olduğuna inandığım için yazdım hepsini) yazdıktan sonra bireysel öğrenmeye alet olmak tükürdüğümü yalamaktı. Verdiğim uygulama seminerleri de grup pedagojisine dayanan DRAMA, ORFF ve KUTAY metodlarıdır.
SUZUKİ de GRUPLA DERS yöntemidir, aileyi bile içine katar (tipik Çingene müzisyen ailelerindeki gibidir, en küçük üyesinin eline bir çalgı mutlaka verilir, birlikte çalıp söylenir).
Bak ki şu anda, artık dilimi ağırlaştıracağım, çünkü aymazlıklar aldı başını gidiyor, tüm Güzel Sanatlar fakültelerinin kurucuları Cumhuriyetin sosyal eğitim politiklarıyla, yani bu halkın parasıyla yetişmiş PROF olmuş müzik eğitimcileridir.Yani bizi bize bitirtiyorlar.
Ankara'da konservatuarı bile bitiriyor YÖK Dünya Bankası Dairesi, bunu göremeyen arkadaşlarımız fakülte başkanı olma lolipopuyla tuzağa düşürüldüler. tarih onları aymazlıklarıyla anacaktır.
Şu anda Ankara Gazi Müzik böl.deki tüm öğretim üyeleri bu tuzağın bir parçası konumundadırlar.

Şimdi sana bu kadar kara haberden sonra ne diyeyim? Ya beklersin antiemperyalist bağımsızlık savaşını bu halk bir gün versin ve yeniden müzik dersleri konsun, ya da sen de kendi bulunduğun noktadan direnmeye başlarsın. Her sınıfa gir derse, İstiklal Marşını öğret, bildiğin türküleri ve marşları öğret, bu çocuklar bir müzik öğretmeniyle birlikte son kuşak eğitim almış olacaklarsa, hiç olmazsa şarkılarımızı kendilerinden sonrakilere öğretebilsinler.
Her gün son dersini yapıyormuşçasına heyecanla ders yap yavrum. Bizi bu heyecan kurtarabilir.
Her çocuğa karnede tam not ver, çünkü bir daha bu kadar bilgiyi bile alamayacak bir sonraki nesiller; biz kurtarana kadar!
Kıbrıs'ta öğrendim ki muzikdersi adlı bir sitede "fülüt mü öğretelim, yoksa melodika mı" diye tartışılıyormuş.

AHHH, üstelik İzmir Sınıf öğretmenliği böl. başkanı (çok iyi tanışırız, ama yollarımız ayrıldı, çoklu zekayı savunuyor, yeni programa evet diyor) Ayfer Kocabaş bu sitenin kurucusuymuş.
Bana, Bizans çökerken İstanbul asilleri "meleklerin kanatları siyah mı yoksa beyaz mı" diye tartışıyorlarmış, onu anımsatıyor.

Kıbrıs'taki öğretmenler de fülüt çaldırıyor, "Atın fülütleri, çocukların ağzı özgürce şarkı söylesin, onu sizin ve çocukların ağzına tıkayan Saadettin Ünal'dan tarih hesap soracak" dedim. (Saadettin Ünal bölümün kalitesinin ve müzik eğitiminin kalitesinin düşürülmesinde birinci derecede sorumlu olan kişidir. Şimdikiler de onun üstüne tuz biber ekmektedirler.)

Sen iyi bir müzik öğretmenisin buna inanıyorum, çünkü soru sormaya başladın.
Sevgilerimle.
M.Morgül
10.6.2006
mahiye
 
Mesajlar: 143
Kayıt: 16 Haz Prş, 13:39

Mesajgönderen Orhunbilge » 04 Nis Çrş, 21:16

Selamlar,
13 yıldır müzik öğretmenliği yapıyorum. İstanbul'da bir ilköğretim okulunda...
Son 4 yıla kadar, kendi okulumda maaş karşılığı ders saatimi dolduramadığım için 2. hatta 3. okulda görevlendirme olarak derslere giriyordum. 4 yıldır 4. ve 5. sınıflara da girmeye başladım. Okulum maddi zorluklar çeken bir okul, ancak hem klavyemiz var, hem de piyanomuz. Kendi çabalarımızla, arkadaşıma bağış yaptırdım zoraki...
Bahar şenlikleri yaptık, koro yarışmalarına katıldık, dereceler aldık, şimdi de müzik kulübü olarak okul dergisi çıkarıyoruz...
Çocuklarım hem kendi yaptıkları ritim aletlerini çalıyor, hem de flüt öğrenip şarkı söylüyorlar. En güzeli de, flütle çok sesli şarkılar çalabilmeleri...
Sevmek gerekiyor, hem de çok sevmek. Bütün zorluklara ancak bu şekilde göğüs gerilebilir.
Orhunbilge
 
Mesajlar: 3
Kayıt: 04 Nis Çrş, 20:08
Konum: İstanbul

Mesajgönderen badcat44 » 19 Tem Prş, 21:05

orhun hocam !! yaptıklarınız son derece güzel anlamlı şeyler. umarım bu yolda çok daha büyük güzelliklere ve başarılara ulaşırsınız. öğrencilerinizi ve sizi ayrı ayrı tebrik eder başarılar dilerim. saygılar...
iyilik yap denize at demişler balık bilmezse Halik bilir....
Kullanıcı avatarı
badcat44
 
Mesajlar: 130
Kayıt: 17 Tem Sal, 22:20
Konum: Malatya / Sivas

Müzik eğitimi

Mesajgönderen kececi » 04 Eyl Sal, 23:00

Zorlu bir iştir bu.E müzisyen de zorlu insandır.Allah aşkına o seni ve koro'yu gördüğünde şekil değiştiren insanlara bir bak.Eksiktir o...Yazık...Hayatı boyunca bir enstrumanın kendisine anlatabileceği o sonsuz öykülerden hiç birini dinleyemeyecek...Acı ona.Eksik insan o
Sen ise her şeyden önce bir müzisyensin(Tabi eğer öyleysen...Kusura bakma yani.En az bir enstrumanı bile çalamayan o kadar müzik öğretmeni var ki) Bunu unutma...Seni dinlerken gözleri ışıldayan o minik evlatlarımızdan bir tanesini bile değiştirebilirsen yeterli...İşte o gözler senin ışığın olsun
D.K
kececi
 
Mesajlar: 3
Kayıt: 04 Eyl Sal, 22:45
Konum: ANKARA

Re: müzik öğretmenleri 4. ve 5. sınıflarada mı girecek?

Mesajgönderen MUSASERTAC » 13 Eki Pzt, 2:23

merhaba onurlu duruşunuzu selamlıyorum bütün müzik öğretmeni arkadaşlara selamlar gün olurdevran döner.selam
MUSASERTAC
 
Mesajlar: 4
Kayıt: 13 Eki Pzt, 1:45

Re: müzik öğretmenleri 4. ve 5. sınıflarada mı girecek?

Mesajgönderen aaagul45 » 17 Ara Çrş, 13:13

Onca kitabımı grup pedagojisine göre (doğrusu bu olduğuna inandığım için yazdım hepsini) yazdıktan sonra bireysel öğrenmeye alet olmak tükürdüğümü yalamaktı. Verdiğim uygulama seminerleri de grup pedagojisine dayanan DRAMA, ORFF ve KUTAY metodlarıdır.
SUZUKİ de GRUPLA DERS yöntemidir, aileyi bile içine katar (tipik Çingene müzisyen ailelerindeki gibidir, en küçük üyesinin eline bir çalgı mutlaka verilir, birlikte çalıp söylenir).
Bak ki şu anda, artık dilimi ağırlaştıracağım, çünkü aymazlıklar aldı başını gidiyor, tüm Güzel Sanatlar fakültelerinin kurucuları Cumhuriyetin sosyal eğitim politiklarıyla, yani bu halkın parasıyla yetişmiş PROF olmuş müzik eğitimcileridir.Yani bizi bize bitirtiyorlar. ???
GuL
aaagul45
 
Mesajlar: 1
Kayıt: 17 Ara Çrş, 12:59


Dön İlköğretim Müzik

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron