Müzik Dersi Müfredatından Sıkıldım Artık

Doğrudan müzikle ilgili olan konulara yer veriniz.
Cevapla
hoca3948
Mesajlar: 4
Kayıt: 20 Eki Cum, 21:14
Konum: SİNOP

Müzik Dersi Müfredatından Sıkıldım Artık

Mesaj gönderen hoca3948 »

ilkokuldayken öğrendiğim şarkılar şuan derste öğrencilerime öğretmek için karşımda duruyor.Deşifresini yapma ihtiyacı bile duymuyorum çünki bir çoğunu biliyorum.Çocuklarda bu şarkılardan sıkılmış durumdalar.4. ve 5. sınıflar hariç diğer sınıflar bazen şarkıların sözlerinin saçmalığına gülüyorlar,dayanamıyorum bende gülüyorum.İşte bu haftaki 7.sınıf ders konum:İNSAN SANAT VE MÜZİK İLİŞKİLERİNİ KONU ALAN MÜZİKLER
Öğretilmesi istenilen şarkı;
MÜZİK
MESUTTUR İNSAN MÜZİKLE YAŞARKEN LA LA LA LA LA LA
DOLUNCA SESLERLE KALBİM HER ZAMAN LA LA LA LA LA
NE BİR DERT KALIR NE BİR GAM LA LA LA ALA ALA LA
üniversitede iken hocamın söylediği bir söz hala kulaklarımda çınlıyor"SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEK İSTİYORSANIZ SİSTEMİN İÇİNE GİRMELİSİNİZ"
Kendiside sistemin bir parçası olmuş farkında bile değil hala aynı tarzda yapılan çocuk şarkılarını besteleme tekniklerini bize anlatıyor ve değişik birşeyler yapmaya çalışan müzik öğretmeni adaylarının şevklerini kırıyor düşük notlar veriyor.O günden beri beste yapamıyorum .
TRT çocuk şarkıları yarışmasına katılmayı ve yeni birşeyler göstermeyi çok istedim fakat sonradan düşündümki jüri üyeleride aynı zihniyetten kişilerdi sonra ondanda vazgeçtim.
SİSTEMİN İÇİNE GİRMEK İÇİN ENAZ YİRMİ YILIM VAR VE BU SÜRE İÇERİSİNDE BNDE SİSTEMİN BİR PARÇASI OLMAKTAN KORKUYORUM
HEY SİZ SİSTEMİN İÇİNDEKİLER KAFALARINIZI ÜNİVERSİTEDEKİ ODALARINIZDAN ÇIKARIN VE ARA SIRA İLKÖĞRETİM OKULLARINA UĞRAYIP MÜZİK DERSLERİNİ İZLEYİN VE MÜKEMMEL MÜFREDATINIZIN NASIL VERİMLİ OLDUĞUNU GÖRÜN.
(eleştirileriniz ve düşünceleriniz yazımdaki imla hataları veya yazım yanlışları ile ilgili değilde anlatmak istediğim şeylerle olsun lütfen)
Fayezz
Mesajlar: 28
Kayıt: 14 Eyl Prş, 12:39
Konum: ANKARA

Mesaj gönderen Fayezz »

MÜZİK
MESUTTUR İNSAN MÜZİKLE YAŞARKEN LA LA LA LA LA LA
DOLUNCA SESLERLE KALBİM HER ZAMAN LA LA LA LA LA
NE BİR DERT KALIR NE BİR GAM LA LA LA ALA ALA LA

Sayın hoca. İlkokul müfredatını incelemedim. Ama hepsi bu kadar güzel ve anlamlıysa ve bu denli derin felsefesi olan söslerle doluysa çok mutlu olurum.
"MESUTTUR İNSAN MÜZİKLE YAŞARKEN LA LA LA LA LA LA
DOLUNCA SESLERLE KALBİM HER ZAMAN LA LA LA LA LA
NE BİR DERT KALIR NE BİR GAM LA LA LA ALA ALA LA é

Müziğin anlamını son derece öz ve anlamlıca anlatmış anlatan. Sizi rahatsız eden ne?
hoca3948
Mesajlar: 4
Kayıt: 20 Eki Cum, 21:14
Konum: SİNOP

Mesaj gönderen hoca3948 »

sayın fayez baştan sona bir bütün halinde okurmusunuz.mozart'ın bir eserinin üstüne oturtmak için yazılmış saçma sapan sözler.. bir çocuk gibi düşünün size çekici gelen birşey varmı?
kitaplar böyle saçma sapan şarkılarla dolu ..bunun yanında güzel örneklerde var tabiki onlara diyecek bir sözüm yok
hoca3948
Mesajlar: 4
Kayıt: 20 Eki Cum, 21:14
Konum: SİNOP

Mesaj gönderen hoca3948 »

SAYINDAN SONRA NİCKİNİZİ YAZDIM AMA YASAKLI SÖZCÜK DİYE ÇIKMIŞ BNDE ANLAYAMADIM LÜTFEN YANLIŞ DÜŞÜNMEYİN
Kullanıcı avatarı
bariton
Mesajlar: 35
Kayıt: 08 Haz Prş, 10:44
Konum: Samsun
İletişim:

Makaleler bölümünden diğerlerini de okuyabilirsiniz:)

Mesaj gönderen bariton »

TÜRKİYE’DE ÇOCUK MÜZİĞİ *

Seyit Yöre
O.M.Ü. Eğt. Fak. G.S.E.B.
Müzik Eğitimi ABD Öğr. Gör

* Çoluk Çocuk Dergisi Sayı:45 Aralık-2004

Müziğin insanın biyolojik varlığıyla ilişkisi üzerine yapılan araştırmalarda, bir yaşından küçük bebekler üzerinde yapılan deneyler, insanın müziği doğuştan algılamaya hazır olduğu sonucunu ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda insanın doğuştan itibaren müzikle ilk tanışması, çeşitli kültürlerde genel olarak aynı yapıda ve görevde olan “ninni”ler ve annenin (veya aile bireylerinin) bebeği/çocuğu yönlendirmek için “doğaçlama” olarak söylediği “tekerleme” yapısındaki ezgilerdir. Bunun dışında ailenin dinlediği müzikler de çocuğun yönlendirilmesi veya eğlendirilmesinde kullanılmakta ya da çocuk zaten doğal ortamda bu müzikleri algılamaktadır. Yine yapılan araştırmalarda Batı Klasik Müziği (Uluslararası Sanat Müziği) olarak bilinen müzik türünün belirli dönem eserlerinin de çocuğu rahatlattığı ortaya çıkmıştır. Bu eserlerin en çok bilineni ve kullanılanı ise genel olarak W.A. Mozart’ın eserleridir.

Çocuğun yaşı ilerledikçe bulunduğu ortamlardaki müzikler de onu olumlu ya da olumsuz olarak etkilemektedir. Yani bu durum sosyal çevre ile müzik ilişkisinin çocuk üzerindeki etkisidir. Çocuğun eğitim anlamında bilinçli olarak müzik ile tanışması ise üç şekilde ortaya çıkabilir:

1. Müziğe olan yeteneği görülüp özel müzik eğitimi alması,

Okul öncesi eğitim içerisinde müzik eğitimi alması,
Resmi eğitimi içerisinde verilebilecek müzik eğitimidir.
Müzik öğretimi ise “Bireye kendi yaşantıları yoluyla amaçlı olarak müziksel davranışlar kazandırma ya da bireyin müziksel davranışlarını buna göre değiştirme sürecidir” (Uçan, 1993) şeklinde tanımlanabilir.

Türkiye’de müzik eğitimi içerisinde kullanılan “çocuk müziği” terimi ise aynı zamanda “eğitim müziği”, “okul müziği”, ve “çocuk şarkıları” olarak da adlandırılan ve çoğunlukla resmi müzik eğitimi içerisinde uygulanan, sözlü (vokal) müzik çeşidini kapsamaktadır. Çocuk müziği’nin genel olarak işlevi ise müziği dinleme yoluyla algılamadır. Yani çocuğun teorik olarak değil kulak yoluyla dinleyerek müzik eserini öğrenmesidir. Çocuk müziği’nin uygulanma süreci ise genellikle ilkokul ve lise eğitimi arasındaki zamandadır. Ayrıca okul öncesi eğitim de çocuk müziği’nin uygulanma süreci içine girebilir.

Türkiye’de çocuk müziği formlarına bakıldığında başlıca beş farklı yapı ortaya çıkmaktadır:

1. Marşlar,

2. Türkçe söz yazılmış yabancı ezgiler,

3. Türkü uyarlamaları,

4. Türkü yapısında bestelenen ezgiler,

5. Özgün şarkılar.

Yukarıda bahsettiğimiz çocuk müziği formları “çoksesli müzik” bestecileri tarafından Batılı müzik yapısı içerisinde uyarlanan ya da yaratılan, kimisi “çoksesli” çoğunluğu ise “teksesli” olarak yazılmış eserlerden oluşmakta ve günümüzde de resmi müzik eğitimi içerisinde kullanılmaktadır. Bunların dışında 1990’dan itibaren o dönemdeki Devlet Bakanlığı desteğiyle Türk (Sanat) Müziği çocuk şarkıları oluşturulması çabasına girilmiş, açılan yarışmalarla çoksesli ve geleneksel müzik bestecilerinin yazdığı Türk Müziği çocuk şarkıları repertuarı oluşturulmuş ve bu eserler kurulan TRT destekli çocuk korolarınca da bir süre icra edilmiştir. Ancak bu eserler geleneksel çalgılarla icra edildiği için resmi müzik eğitimi içerisinde pek yer almamış sadece kendi amacı içerisinde süregelmiştir. Bu eserler ise bilinen Türk Sanat Müziği şarkı yapısında olup sadece şarkı sözlerinin çocuklara yönelik olması açısından farklı olarak ortaya çıkmaktadır.

Ancak bahsettiğimiz tüm bu çocuk müziği eserleri değişen yaşam tarzları ile birlikte çekiciliğini kaybetmiştir. Çünkü 1980’lerden başlayıp 1990’dan bugüne kadar en yüksek boyuta ulaşan “popüler kültür” , yaşamın birçok yönüyle birlikte sanatı da değiştirmiştir. Bu bağlamda birçok alanın güncellendiği gibi sanatın da güncellenmesi gereği ortaya çıkmıştır. Müzik açısından bakıldığında 1990’da doğup bugün on dört yaşında popüler kültür içerisinde yetişen bir çocuğun yukarıda bahsedilen çocuk müziği eserlerini dinlemesi veya seslendirmesi gerçek dışı bir yaklaşım olarak ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte çocuk müziği içerisinde dikkat edilmeyen bir durum da çocukların müziği hangi amaçla dinlediği ve varolan eserlerin “didaktik” olması dışında hangi amaçla yazıldığıdır.

Günümüz koşullarında değerlendirildiğinde alternatif birçok müzik eseri tanıyan çocuğun duygularının da göz önünde tutulması gerekmektedir. Yani müziğin çocuk için sadece eğitim süreci içerisinde bir aktivite olması dışında, kendi yaşamı içerisinde zevk alabileceği unsurlardan biri olarak düşünülmelidir.

Bu bilgiler ışığında özellikle 1990’lı yıllara kadar çeşitli formlarda oluşturulan çocuk müziği eserlerinin uygun olanlarının “düzenleme” yapılıp güncellenmesi ve pop müzik yapısı içerisinde icra edilmesi, bugün çocuk müziği yapan ve yapacak olan bestecilerin de zevke yönelik çocuk müziği eserleri yazmak konusunda çalışmaları gerekmektedir. Dolayısıyla bu yaklaşımla resmi müzik eğitim repertuarı da güncellenmeli ve müzik öğretmenleri de çocuk müziği repertuarını inceleyerek güncel bir yapı oluşturmaya ve sunmaya çalışmalılardır. Çocuk müziği alanında yeni-güncel yaklaşımların yapılması, özellikle ilkokul ve lise arasındaki çeşitli yaşlardaki çocukların değişim süreci ve buna bağlı psikolojik durumları açısından önem taşımaktadır.

Kaynaklar

Ayparlar, F., “Çoksesli Müziğin Öyküsü”, Hatay: Kültür Basım Yayın ve Tic. Ltd. Şti. 1996.

Aydıntan, Z., Egüz, S., “Çoksesli Müzik Eğitimi”, İstanbul: Eko Matbaası. 1983.

Baran, İ., “Ezgi Demeti”, Ankara: Meteksan Matbaacılık Teknik Sanayi Tic. Ltd. Şti. 1984.

Bayraktar, E., “Müzik Öğretimi ve Çağdaş Teknoloji”, (Haz. A.Say) Müzik Öğretimi, Ankara: Müzik Ansiklopedisi Yayınları, 2001.,

Çelikkan, P., “Müziği Seyretmek”, Ankara: Yansıma Yayınları. 1996.

Egüz, S., “Çocuklarımıza Yeni Şarkılar”, Ankara: Ayyıldız Matbaası. 1981.

Solmaz, M., “Türkiye’de Pop Müzik”, İstanbul: Pan Yayıncılık. 1996.

Sun, M., “Kır Çiçekleri”, Ankara: Evrensel Müzikevi. 1977.

Süer, R., “Milli Marşlarımızdan Bir Demet”, İstanbul: Milli Eğitim Basımevi. 1975.

Tekman, H.G., “Müzik ve Biyoloji”, (yayınlanmamış makale) Ankara: Orta Doğu Teknik Üniversitesi Enformatik Enstitüsü.

Tuncor, F.R., “İlkokullar İçin Rontlar ve Şarkılı Oyunlar”, İstanbul: İnkılap Kitabevi. 1989.

Uçan, A., “Ülkemizde Müzik Öğretimine Genel Bir Bakış”, (Haz. A.Say) Müzik Eğitimi, Ankara: Müzik Ansiklopedisi Yayınları. 2001.

Derleme, “Piyano Eşlikli Çocuk Şarkıları”, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları. 2002.

Derleme, “Türk Müziği Çocuk Şarkıları”, Ankara: T.C. Devlet Bakanlığı Yayını. 1990.
"Meclis'te çalındı yine tanbur ile neyler; aşık-ı biçarelerin gönlünü eyler"
hoca3948
Mesajlar: 4
Kayıt: 20 Eki Cum, 21:14
Konum: SİNOP

Mesaj gönderen hoca3948 »

Sayın Seyit Yöre duygularımı daha bilimsel bir dille ifade etmiş
Bu makaleyi önceden okumuştum tekrar yayımladığınız için teşekkürler.
ümitözdemirdinç
Mesajlar: 24
Kayıt: 11 Mar Cmt, 0:10
Konum: istanbul

Mesaj gönderen ümitözdemirdinç »

çok umutsuzum çocukların müzikal zevklerini yönlendirebilecek ne zamanımız( haftada 40 dakika :evil: ) nede bize dayatılan müfredattan dolayı şansımız yok bende çok zamandır bunu düşünüyorum biz boşunamı okuduk? :?:
kavalcan
Mesajlar: 12
Kayıt: 06 Kas Pzt, 2:19
Konum: çanakkale

Mesaj gönderen kavalcan »

Sorun1: 80 yılı aşkın kurumsal bir yapıda yetişen müzik eğitimcileri hala çocuktan ve çocuk gerçekliğinden 'bi haber' olması.

Sorun2: Belki daha da önemlisi üniversitelerde görev yapan 'hocalar' dahil yetişen öğrencilerin çocuk müziğini kendi işleri olarak görmemesi.

Sorun3: Eğitimin, sanat eğitiminin ve müzik eğitiminin ne olduğunun bilinememesinden hareketle çocuk müziklerinin bu süreçteki etkisinin kavranamaması.

Sorun4: Bilgisizliğin ve ilgisizliğin her geçen gün daha da artması. (bu bir öz eleştiri!)

böyle bir sorunu dile getirmeniz çok önemli. teşekkürler
ümitözdemirdinç
Mesajlar: 24
Kayıt: 11 Mar Cmt, 0:10
Konum: istanbul

Mesaj gönderen ümitözdemirdinç »

sorunları çok doğru tespit etmişsiniz de çözüm önerisi olarak ne düşünüyorsunuz ?
mahiye
Mesajlar: 143
Kayıt: 16 Haz Prş, 13:39

Mesaj gönderen mahiye »

Sorunlara ek yapalım;
Çocukluk Çağı Müzik Pedagojisi diye bir dersin bile fakültelerde olmaması, bu konuda doktora/yüksek lisans yapmak isteyenlere de kapıların kapanması. Sağlıklı eğitim prensiplerini öğreten bir dersin yokluğu sorundur.
Öğretim Metodu dersi var ya diyor bana sorduğumda ilgililer; hazindir, ikisi aynı şey değil ki! İstediğin kadar yöntem bil, kime öğreteceğini, neyi öğreteceğini ve neden öğreteceğini bilmiyorsan, nasıl öğreteceğini bilmenin ne faydası var?..

Çocukların nasıl eğitileceği YÖK'ün programında yok, dışlayarak konuyu uzakta tutmak mantığı hakim. Konuyu Dünya Bankası belirliyor, reçetede yazanlar konu olabilir sadece...

Çoook özel birkaç okulda her türlü en iyi eğitim yaptıracaklar ki veliler o okullara kaçsın.
Özel Müfredatlar dönemi başlıyor biliyorsunuz.
Bu, eğitimde birliğin bitirilişidir, Mustafa Kemal Atatürk hangi ihtiyaçtan eğitimde birlik getirdi, bunu bilmeyen akademisyenler çoook. Öğretmen adayı öğrencilerine de öğretmiyorlar bunu.

İlk özel müfredatı müzikte yapan TED Lise kısmına özel müfredat yazdı 2000 yılında, artık adını vermeyeceğim, biliyorsunuz.

Son yeni müzik müfredatını BİLGİ TEMELLİ eğitim yaklaşımıyla doldurulmuş bir ekibe yaptırdılar. Oysa eğitimde hedef çocukta DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİĞİ yaratmaktır. Hele müzikte bilgi hedef olabilir mi? Müziği yaşam biçimi haline getirmektir hedef, değil mi?
TTK ve YÖK bilerek yaptı bunu. Gençlerle çalışmanın onlara göre gereği vardı, bilinen eğitim prensiplerinden habersiz, yeni diye abuk subuk bilgilerle beyinleri doldurulmuşları ya da çocuk eğitiminden habersizleri ...

Program, TTK da değil, İlköğretim Dairesinde yapıldı.
Sırada bölgesel kültürel farklılıkları içeren bu anlamda eğitimde birliğin parçalandığı müfredatlara doğru yol hazırlığındalar.
Bakalım bölgesel program görevine kim hangi gençler verilecek, KİM DİRENECEK OLMAZ BÖYLE diye?
Merkezde kalmak uğruna ya da küçük menfaatler uğruna ULUS MENFAATLERİ gözardı edilecek mi?

Cumhuriyeti havada buldu herkes, böyle böyle bitiriyoruz, kendi ellerimizle onu boğduruyorlar bize..

Sonra sıra gelecek İ.Erdoğan'ın söylediği MODEL ÖZEL OKULLAR sistemine, okul okul model müfredatlara, bakalım orda kimler talip olacak müzik müfredatı yzmaya?
"8-10 model lisemiz olur, iyi eğitimi orda veririz, almak isteyen oraya gider parasını verir alır" demişti.

Yani bir daha okul okul parçalanmış model model müzik müfredatları. Bunu akademisyenlere yapın diyecek sipariş verecekler elbette. Bildiğiniz bütün eğitim prensiplerini şimdi kullanın diyecekler. Ve o zaman iyi para verecekler tabii:
EĞİTİMDE BİRLİĞİ PARÇALAMAYA AKADEMİSYENLERDEN BAKALIM KİMLER KOŞACAK...

Çok hazin gidiştir... devlet okullarına en kötü ders programları, şiddet, branş dışı öğretmenler, ehliyetsiz yöneticiler vs..
Özel okula her şeyin en iyisi... Ve buna eliyle harç taşıyan bizden birileri.

Bana kızıyorlar neden o ilk TED müfredatını yapana yükleniyorum diye, nedeni DEVAMI GELMESİN DİYEDİR.

Gençler, Eğitimde birlik giderse Cumhuriyet yıkılır, Cumhuriyet yıkılırsa hepimiz altında kalırız!

Gençler, yüreğim yettiğince size doğruları anlatmaya çalışıyorum, anneler acı söyler....

Gelecek nesiller de nasiplerini almalılar müzikten, hani şu dünyayı onlardan ödünç aldığımız torunlarımız...

Sevgiyle...
kavalcan
Mesajlar: 12
Kayıt: 06 Kas Pzt, 2:19
Konum: çanakkale

Mesaj gönderen kavalcan »

öncelikle yazacağım çözüm önerisi tamamen kendi duygu ve düşüncelerim. bilimsel bir bakış açısı söz konusu değildir.

tartışmaya açık bir konu olacak çözüm yollarından biri müzik dahil güzel sanatlar eğitimi bölümü öğrenci profilinin değişimi olabilir. şöyle ki; öğrencilik yıllarımda (gazi müzik bölümünde) gözlemlediğim öğretmen adayı arkadaşlarların müziğe, müzik eğitimine bakış açılarıyla, şu an çalışmakta olduğum üniversitedeki müzik öğretmeni adaylarının bakış açıları aynı. demek ki bu bir okulun değil tüm müzik eğitimcisi yetiştiren okulların ortak sorunu olarak değerlendirebiliriz.öncelikli olarak öğrenci profilinin değişiminin şart olduğuna inanıyorum. 4. sınıfta değil daha okula girerken öğretmen/eğitimci olmak isteyen insanlar gerek bize.bu zamana kadar uydurulan öğretmen/eğitimci anlayışı sanatçılığı veya sanatsal bakış açısını öldürür korkusu da boşuna. böylelikle müzik öğretmeni yetiştiren kurumlar seçme sınavlarını gözden geçirmelidirler.tabi bundan sonraki soru: öğrenci profili nasıl değişecek???
cevit
Mesajlar: 27
Kayıt: 26 Oca Cum, 18:02
Konum: İstanbul

Mesaj gönderen cevit »

bence bahaneler üretmek ya da sorunu iyice içinden çıkılmaz hale getirmek yerine olaylara daha yapıcı bakmalıyız ve gerekiyorsa taşın altına biraz da biz elimizi koymalıyız.
en başta bahsedilen 3 satırlık bir şarkı sözünü beğenmiyorsak eğer, basitçe bir prozodi bilgisi ile 3 satır söz de biz yazabiliriz içinde kuşlar, börtü-böcek geçmeyen,,, hatta öğrencilere temel prozodi bilgisi verip öğrencilerin söz yazmasını da isteyebiliriz,,, ben böyle yapıyorum zaman zaman ve yaratıcı şeyler çıkabiliyor,,,
bir devlet okulundayım (bir anadolu lisesi) ve ikci dönem öğrencilerimle basit aranjörlük deneyimleri yaşayacağız,,, üstelik de bu öğrenciler ilköğretimde genellikle müzik öğretmeni ile tanışmış olsalar da tek sesli solfej bile yapamaz haldeler.
arkadaşlar yakınmak en kolayı,,, haftada 45 dakikaya müzik gibi bir engin denizi sığdırmak da çok zor ama ben 4 yıldır öğretmenlik yapıyorum, düz lise, süper lise, anadolu lisesi öğrencilerimin tamamı bana müziksel anlamda formatlanmış bir halde geldiler... bırakın çok sesliliği, tek sesli bile çalışamıyorlardı,,, tuhaf değil mi?
hiçbir iyilik cezasız kalmaz
INTERVAL
Mesajlar: 1
Kayıt: 01 Şub Prş, 17:07
Konum: ANKARA

Mesaj gönderen INTERVAL »

Merhaba! talim ve terbiye kurulunda çalıştım ve iğrenç müzik kitaplarını en azından kısmen eleyerek kullanılabilir hale getirildiğini gördüm.(pek işe yaramasada..)

Ben şu konuya takıldım:

Biz çocukken çocuk şarkılarını severdik ve hayallere dalardık. şimdiki nesil çok tuhaf. Hiç "Ali babanın çiftliği"ni sevmeyen öğrencileriniz oldu mu? peki bu şarkıyı bile sevemeyen çocuklar büyüdüklerinde ne olacak? bir kuşu, bir köpeği, bir koyunu v.s. sevmeyi becerememiş ve de belki de insanları da sevememiş olacak bence.Çocuklarımızı medya teröründen nasıl kurtarabiliriz bunu düşünmeli ve ortak hareket etmeliyiz. Aksi halde gelecek çok parlak görünmüyor arkadaşlar.
Cevapla