Kardelen Ayşe'nin gerçek şarkısı

Müzikle ilgili fıkra, bilmece ve bulmacalar
Cevapla
Kullanıcı avatarı
erdemgedikli
Mesajlar: 51
Kayıt: 22 Ağu Pzt, 20:28
Konum: Bursa

Kardelen Ayşe'nin gerçek şarkısı

Mesaj gönderen erdemgedikli »

Kardelen Ayşelerin gerçek şarkısı
Haftalardır televizyonlarda şirin bir reklam filmi dönüyor. Önce pırıl
pırıl, tertemiz bir okulun, 20 kişilik bir sınıfında, her biri ayrı ayrı
sıralara oturan, pırıl pırıl kıyafetli, yüzlerinden sağlık fışkıran
çocuklar soruyorlar Ayşe'ye: "Kardelen Ayşe Kardelen Ayşe… N'apıyorsun bize
söyle" Ayşe yanıt veriyor pırıl pırıl, umut dolu gözlerlerle: "Hayalimi
yazıyorum, öğretmen olmak istiyorum" Ve 7 yıl sonra yine pırıl pırıl
tertemiz bir okulun 20 kişilik bir sınıfında, yine her biri ayrı ayrı
sıralara oturan, pırıl pırıl kıyafetli, yüzlerinden sağlık fışkıran
çocuklar aynı soruyu soruyorlar Ayşe'ye. Onun yanıtı, kimsenin duyarsız
kalamayacağı bir umut öyküsünü anlatıyor basitçe: "Bugün öğretmen oldum
ben, sınıfımda kardelenler…" Ve reklamın sonunda, Ayşe adını taktıkları
Elif İmenç'i Turkcell'in okuttuğu izleyicinin gözüne sokularak, bu şirketin
ne kadar da "sosyal sorumluluk" sahibi olduğunu gösteriliyor. Herkes
farkında aslında; Türkiye'de böyle bir okul, Mardin'de böyle sağlıklı ve
tiril tiril giydirilmiş çocuklar yoktur. Ama hikayenin büyüsü, "teknik
ayrıntıları" kafamıza takmamamıza yol açar. Ancak, sosyal sorumluluk sahibi
Turkcell'in, "sosyal sermayesi"ni geliştirerek yaşamını kurtardığı Elif
İmenç hakkında basında çıkan haberler, bu şirin reklam filminin büyüsünü
bozuveriyor. Elif'in kadro alamayan on binlerce öğretmenden biri olduğu,
Mardin'de bir okulda saati 5 milyona ücretli olarak çalıştığı, aylık
gelirinin en fazla 300 YTL olduğu, sigortasının 15 günlük yatırıldığı,
Sosyal Bilgiler öğretmeni olmasına rağmen kadro eksikliğinden İngilizce
derslerine girdiği yazılıyor. Böylece "Amerikan rüyası" tipi bir başarı
öyküsü, yerini neo-liberalizmin kabus dolu gerçekliğine bırakıyor. Sermaye
hayırseverliği kamusal hizmetlerin yerine ikame edilirken, "küçülen kamu",
Ayşeleri güvencesiz ve karın tokluğuna çalıştırıyor. Öyleyse kardelen bunun
neresinde? Bu sorunun yanıtını almak için bakacağımız yer Dünya Bankası'nın
cin fikirli neo-liberal ideologlarının ve teknisyenlerinin hazırladığı
"yoksullukla mücadele" programları. O programlar ki yoksulluğun en önemli
sebebini "sosyal sermaye"nin gelişmemesine bağlarlar. "İnsanlar iş için
yeterli niteliklere sahip değilse sermaye ne yapsın" fikrinin temelinde,
güvencesiz koşullarda, sefalet ücretleriyle çalışan yoksul emekçilerin göz
ardı edilmesi ve yoksulların, işsiz-güçsüz "hiçbir baltaya sap olamayan"
marjinal kesimler olarak tanımlanması yatar; yani sorun önemsizleştirilir.
Sorunu böyle tarif edince çözüm de kendiliğinden gelir: "Çaresiz
yoksullar", sosyal sermayelerini geliştirerek, emek piyasasının en vahşi
koşullarında sermaye birikimi için daha fazla "artık" bırakmaya çağırılır.
Bu plandan da çıksa çıksa "Kardelen Ayşe" değil, "Güvencesiz Ayşe" çıkar.
"Ücretli Öğretmen Ayşe" de sermaye birikim sürecine tabi kılınan hizmetler
piyasasının Güvencesiz Ayşesidir. Peki, "Kardelen Ayşe" olmasa da, "Ücretli
Öğretmen Ayşe" olmak hiç yoktan iyi değil midir? Örneğin, mevsimlik tarım
işçisi Dilan'dan, 15 gün bile sigortası yatmayan, 1 ay işsiz kalıp, 1 ay
işsiz kalırsam diye dertlenen konfeksiyon işçisi Zeynep'ten, evden
çıkmasına kocası izin vermediği için 6 çocuğu doyurmak adına atölyeden
gelen kazaklara evde işleme yapan Fatma'dan daha iyi koşullarda değil midir
Ayşe'nin durumu? Evet belki daha az aşağılanır; toplumda saygınlığı biraz
daha yüksek olabilir, örneğin şansı yaver giderse reklamlara bile
çıkabilir. Ya da gönlüne bir sevda düştü diye namus cinayetine kurban gitme
ihtimali biraz daha azalmıştır belki… Ama genel kural değişmez hiç: "Sosyal
sorumluluk sahibi" şirketlerin yerel ve küresel iktidarları altında yaşayan
tüm Ayşe'lerin yaşamlarının ortak keseni güvencesizlik, yani sürekli mutlak
yoksulluk tehdidi altındaki bir yaşamdır. Bu yaşamda seçenekler,
marjinalleştirme ve sefalet arasında salınmaktadır. Böylesi bir dünyada
reklam filmindeki şarkı dilden dile değişse de, tüm yoksul kadınların
dillerinden aynı şarkılar dökülür aslında : Kardelen Ayşe, Kardelen Ayşe!
N'apıyorsun Bize Söyle: "Güvencesiz Çalışıyorum, İnsanca yaşamak
istiyorum".. .

(İnternetten alıntıdır.)
Dostlukla;
Sizin Erdem GEDİKLİ

Cevapla